Getirdiği mutluluğun tüm kötülüklerinizi unutturacağı, başarıların tüm başarısızlıklarınızı yok edeceği, güzelliklerin hayatınızı dolduracağı bir yıl dileğiyle.
28 Aralık 2006
BAYRAM TERBİRİĞİ
Güzellik,birlik ve beraberlik dolu,her zaman bir öncekinden daha güzel ve mutlu bir kurban bayramı diliyorum...
23 Aralık 2006
AH DOSTUM...

Ah dostum! Bilmez miydin ki, bir gün .......
- Hadi oğlum, dersine çalışsana!" dedi, yalvaran gözlerle annesi...
- "Bir gün" dedi ve uyumasına devam etti çocuk.
Zaman su gibi akıp geçti. Bir-iki yıl hazırlık kursu aldıktan sonra üniversiteye girebildi. Bir gün fakülte arkadaşlarının;
- "Bizimle cumaya gelmeye ne dersin?" teklifine, "Siz gidin bir gün olur ben de giderim." diye kaçamak bir cevap verdi. İkinci sınıfa geçemeden fakülteden atıldı, - "Bir gün" olup da çalışmak nasip olmadığından... İşsiz güçsüz dolaşırken, bir arkadaşı elinden tutup onu bir işe yerleştirdi... Gün geldi, evlendi, çocukları oldu... Arkadaşı ;
- "Çocuklarına imandan, ahlâktan, kültürden bahsetsen, çok boş yetişiyorlar." dediğinde, "Daha küçükler, hele büyüsünler." dedi. Çocuklar büyüyüp, sorular sormaya başlayınca, onlara geçiştirici cevaplar vermeye çalıştı, ama bilgisizliğini bir türlü gizleyemedi, içinde bir eziklik hissetti. Bildiği bir şey vardı, bilgisizliğini yenebilmesi için, kitap okumalıydı...
- "İnsan neydi, niçin vardı?" Evvelâ bu mevzu ile alâkalı kitapları taradı. Bulduğu kitap sayısı bir düzineyi geçmişti. Kasaya doğru ilerlerken, kitapların fiyatlarını şöyle bir hesapladı, olduğu yerde kaldı:
- "Şimdi param az, elime toplu para geçecek nasıl olsa, o zaman gelir alırım." diye tasarladı ve dönüp kitapları yerine bıraktı. Eline para geçti, ama kitapçıya uğramak aklına gelmedi... Uzun bir aradan sonra işe giderken yolda sakat bir dilenci gördü, para vermek geldi içinden;
- "Neyse?", dedi. "Dönüşte de verebilirim.
" İşine yaklaşırken bir salâ sesi duydu, dikkat kesildi; meğer bir yakını vefat etmiş! İçine bir huzursuzluk çöktü, "Ya ölüm bir gün yakama yapışıverirse, zaten yaş da ilerlemekte..." diye düşündü. Kendi kendine, "Artık iç dünyama çeki düzen verme vakti gelmedi mi?" diye sordu. Cevabı, tereddütsüz "evet" ti ama işler de bu aralar hayli yoğundu...
- "Hele bir yaza varalım, tesislerin açılışını yapalım, düşünürüz." dedi yine, Allah'ın günleri bitmezdi ya!.. Bir iş dönüşü gecekonduların arasından geçerken, çileli yılları geldi aklına bir burukluk hissetti... Hay Allah!.. Bu göz yaşları da neyin nesi? Duygu selinin tazyikine daha fazla dayanamayıp, gözlerden sızan yaşlar, çağlayan oluverdi... Dermanı kalmayınca, çömelerek ağlamasını sürdürdü... Tarifsiz hislerle çatladı ruhu, gözlerini silerek; "Bunları kaleme al-malıyım!" diye mırıldandı... Yine "bir gün" dedi;
- "Gün gelir yazarım duygularımı...
" - "Gün Olur Bin Aya Değer" di ama, bilmeliydi ki, o güne ulaşabilmek için, her günün kadrini bilip çabaları kilometre taşı yapmalıydı...
"Bir gün" ... Salâ sesiyle mahalle, sessizliğe büründü. Eş-dost, cenaze namazı için cami avlusunu doldurdu... İşe giderken, dikkatsiz bir şoförün kullandığı arabanın çarpmasıyla hayatını kaybeden "o adam" ın vefalı bir arkadaşı da, "er kişi" nin naşı önünde saf bağladı... Namaz boyunca, hep "bir gün" ile geçiştirilen günleri acı acı düşündü... Cemaat dağılmaya başlayınca, tabutun başına geldi, imamın süzen bakışlarına rağmen elini tabutun üzerine koyarak şöyle fısıldadı :
- "Ah dostum! Bilmez miydin ki, bir gün olup da böyle bir güne varacağını?"
- Hadi oğlum, dersine çalışsana!" dedi, yalvaran gözlerle annesi...
- "Bir gün" dedi ve uyumasına devam etti çocuk.
Zaman su gibi akıp geçti. Bir-iki yıl hazırlık kursu aldıktan sonra üniversiteye girebildi. Bir gün fakülte arkadaşlarının;
- "Bizimle cumaya gelmeye ne dersin?" teklifine, "Siz gidin bir gün olur ben de giderim." diye kaçamak bir cevap verdi. İkinci sınıfa geçemeden fakülteden atıldı, - "Bir gün" olup da çalışmak nasip olmadığından... İşsiz güçsüz dolaşırken, bir arkadaşı elinden tutup onu bir işe yerleştirdi... Gün geldi, evlendi, çocukları oldu... Arkadaşı ;
- "Çocuklarına imandan, ahlâktan, kültürden bahsetsen, çok boş yetişiyorlar." dediğinde, "Daha küçükler, hele büyüsünler." dedi. Çocuklar büyüyüp, sorular sormaya başlayınca, onlara geçiştirici cevaplar vermeye çalıştı, ama bilgisizliğini bir türlü gizleyemedi, içinde bir eziklik hissetti. Bildiği bir şey vardı, bilgisizliğini yenebilmesi için, kitap okumalıydı...
- "İnsan neydi, niçin vardı?" Evvelâ bu mevzu ile alâkalı kitapları taradı. Bulduğu kitap sayısı bir düzineyi geçmişti. Kasaya doğru ilerlerken, kitapların fiyatlarını şöyle bir hesapladı, olduğu yerde kaldı:
- "Şimdi param az, elime toplu para geçecek nasıl olsa, o zaman gelir alırım." diye tasarladı ve dönüp kitapları yerine bıraktı. Eline para geçti, ama kitapçıya uğramak aklına gelmedi... Uzun bir aradan sonra işe giderken yolda sakat bir dilenci gördü, para vermek geldi içinden;
- "Neyse?", dedi. "Dönüşte de verebilirim.
" İşine yaklaşırken bir salâ sesi duydu, dikkat kesildi; meğer bir yakını vefat etmiş! İçine bir huzursuzluk çöktü, "Ya ölüm bir gün yakama yapışıverirse, zaten yaş da ilerlemekte..." diye düşündü. Kendi kendine, "Artık iç dünyama çeki düzen verme vakti gelmedi mi?" diye sordu. Cevabı, tereddütsüz "evet" ti ama işler de bu aralar hayli yoğundu...
- "Hele bir yaza varalım, tesislerin açılışını yapalım, düşünürüz." dedi yine, Allah'ın günleri bitmezdi ya!.. Bir iş dönüşü gecekonduların arasından geçerken, çileli yılları geldi aklına bir burukluk hissetti... Hay Allah!.. Bu göz yaşları da neyin nesi? Duygu selinin tazyikine daha fazla dayanamayıp, gözlerden sızan yaşlar, çağlayan oluverdi... Dermanı kalmayınca, çömelerek ağlamasını sürdürdü... Tarifsiz hislerle çatladı ruhu, gözlerini silerek; "Bunları kaleme al-malıyım!" diye mırıldandı... Yine "bir gün" dedi;
- "Gün gelir yazarım duygularımı...
" - "Gün Olur Bin Aya Değer" di ama, bilmeliydi ki, o güne ulaşabilmek için, her günün kadrini bilip çabaları kilometre taşı yapmalıydı...
"Bir gün" ... Salâ sesiyle mahalle, sessizliğe büründü. Eş-dost, cenaze namazı için cami avlusunu doldurdu... İşe giderken, dikkatsiz bir şoförün kullandığı arabanın çarpmasıyla hayatını kaybeden "o adam" ın vefalı bir arkadaşı da, "er kişi" nin naşı önünde saf bağladı... Namaz boyunca, hep "bir gün" ile geçiştirilen günleri acı acı düşündü... Cemaat dağılmaya başlayınca, tabutun başına geldi, imamın süzen bakışlarına rağmen elini tabutun üzerine koyarak şöyle fısıldadı :
- "Ah dostum! Bilmez miydin ki, bir gün olup da böyle bir güne varacağını?"
9 Aralık 2006
MODA
Moda ;insanların değişiklik arama ve yeni biçimler ortaya koyma tutkusudur.Toplumdaki süslenme ve değişiklik ihtiyacından doğan geçici bir yeniliktir.
Modanın önemli bir özelliğide değişkenliğidir.Kişi ,hayatının monotonluğundan kurtulmak için değişiklikler arar.Bu ,yararlı olmanın ötesinde süslenme isteğine dayalı bir değişiklik istemisir.
Moda dalgalanmalarında ,bir modanın etkili olmasına karşı çıkmak ,hemen imkansız gibidir.
Ancak bir modanın yerini daha etkili bir başka moda alabilir.
Modanın önemli bir özelliğide değişkenliğidir.Kişi ,hayatının monotonluğundan kurtulmak için değişiklikler arar.Bu ,yararlı olmanın ötesinde süslenme isteğine dayalı bir değişiklik istemisir.
Moda dalgalanmalarında ,bir modanın etkili olmasına karşı çıkmak ,hemen imkansız gibidir.
Ancak bir modanın yerini daha etkili bir başka moda alabilir.
6 Aralık 2006
ÖĞRET ONA!!!
(Abraham Lincoln tarafından oğlunun öğretmenine yazılmış mektup)
Öğrenmesi gerkli,biliyorum;
Tüm insanların dürüst ve adil olmadığını.
Fakat şunuda öğret ona;
Her alçağa karşılık bir kahraman,
Her bencil politikacıya karşılık kendini adamış lider vardır.
Her düşmana karşılık bir dost olduğunu öğret ona.
Zaman alacak biliyorum.fakat eğer öğretebilirsen ona,
Kazanılan bir liranın, bulunan beş liradan daha değerli olduğunu öğret.
Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hemde kazanmaktan neşe duymayı.
Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu.
Eğer yapabilirsen,
Sessiz kahkahaların gizemini öğret ona.
Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını
Eğer yapabilirsen, ona kitapların mücizelerini öğret.
Fakat ona sessiz zamanlarda tanı.Gökyüzünde kuşların,Güneşin altındaki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin edebi gizemini düşünebileceği.
Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona.
Ona kendi fikirkerine inanmasını öğret,herkez ona yanlış olduğunu söylediğin de dahi.
Tüm insanları dinlemesini öğret ona.
Fakat tüm söylediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini,
Ve sadece iyi olanları almasını öğret.
Eğer yapabilirsen, üzüldüğün de bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona.
Göz yaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.
Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını,fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.
Uğultulu bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona.Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa,dimdik dikilip savaşmasını öğret...
Öğrenmesi gerkli,biliyorum;
Tüm insanların dürüst ve adil olmadığını.
Fakat şunuda öğret ona;
Her alçağa karşılık bir kahraman,
Her bencil politikacıya karşılık kendini adamış lider vardır.
Her düşmana karşılık bir dost olduğunu öğret ona.
Zaman alacak biliyorum.fakat eğer öğretebilirsen ona,
Kazanılan bir liranın, bulunan beş liradan daha değerli olduğunu öğret.
Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hemde kazanmaktan neşe duymayı.
Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu.
Eğer yapabilirsen,
Sessiz kahkahaların gizemini öğret ona.
Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını
Eğer yapabilirsen, ona kitapların mücizelerini öğret.
Fakat ona sessiz zamanlarda tanı.Gökyüzünde kuşların,Güneşin altındaki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin edebi gizemini düşünebileceği.
Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona.
Ona kendi fikirkerine inanmasını öğret,herkez ona yanlış olduğunu söylediğin de dahi.
Tüm insanları dinlemesini öğret ona.
Fakat tüm söylediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini,
Ve sadece iyi olanları almasını öğret.
Eğer yapabilirsen, üzüldüğün de bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona.
Göz yaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.
Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını,fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.
Uğultulu bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona.Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa,dimdik dikilip savaşmasını öğret...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



