Etiketler

31 Aralık 2007

NİCE YILLARA ..

2008 Yılının siz ve sevdiklerinize dilediğiniz tüm güzellikleri yaşatması dileğiyle..


18 Aralık 2007

Bayram Tebriği

Her bayramınızın bir öncekinden daha güzel ve unutulmaz güzellik ve mutluluklarla dolmasını dilerim..kurban bayramının tüm inananlara hayır ve mutluluk getirmesini temenni ederim..sevdiklerinizle nice güzel bayramlara..

6 Kasım 2007

ÖLÜ KOCASINDAN E-MAİL ALAN KADIN ŞOK OLDU :))

Bir okuyucumuzun gönderdiği bir e-mail, eski bir yazımı ve ardından yaşadığım şaşkınlığı hatırlattı bana. Aradaki benzerlik hem güldürdü, hem de düşündürdü. Şaka gibi ama bazı denk gelişler insanı sahiden hayrete düşürüyor.

“California da yaşanmış ve kayıtlara geçmiş bir olay” diye başlayan okuyucumuzun e-mailinde şu bilgiler vardı.

Adamın biri iş seyahati nedeniyle gittiği uzak bir yerde otele kaydını yaptırır ve odasına çıkar. İşleri uzun süreceğinden, bir müddet sonra eşi de yanına gelecektir. Odasına yerleştiğinde masada internet bağlantısı hazır bir bilgisayar görür. Eşi yola çıkarken kendisine, ‘varıp yerine yerleştiğinde beni hemen haberdar et’ diye ısrarlı tembihte bulunmuştur. Odada hazır bilgisayar varken, karısına e-mail atmaya karar verir. Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan eşine değil, yanlış bir adrese gönderir...

Tam bu sırada farklı bir yerde bir başka kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür. Bir ara bilgisayarını açtığında kocasının e-mail adresinden kendisine e-mail geldiğini görür. E-maili okumayı bitirmeye kalmadan yere yığılır kalır. Bayılan kadını, kendisini oda ortasında yerde yatar vaziyette bulan yaşlı annesi kendine getirmeye çalışır.

Ölmüş kocasından geldiğini sandığı e-mailde okudukları karşısında bayılıp kalan kadının e-mailinde şunlar yazılıdır;

Kime: Sevgili karıma…

Konu: Yeni ulaştım…

Tarih: 16 Mayıs 2004

Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var. Dışarıyla haberleşebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Her şey yarın senin buraya geleceğini düşünülerek hazırlanmış. Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.

Not: Burası çok sıcak…

KAYNAK: GAZETECİ YAZAR OSMAN ÖZSÖY

22 Ekim 2007

Tüm Şehit Olan Mehmetciklerimizin Yakınlarının Başı Sağolsun...

ALLAH'tan tüm şehit olan mehmetciklerimizin ailelerine ve sevdiklerine sabır vermesini diliyorum.

15 Ekim 2007

Tilkilere Dikkat!!!

Tilki ormanda gezmektedir. Bir ağacın dalında asılı bir geyik budu görür. Açtır ama şüphelenir kontrol etmeye başlar ve görür ki bu bir tuzak. Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır. Epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, budu görür ve yatan tilkiyi de tabi... Tilkiye sorar "napıyorsun dostum" Tilki cevap verir "hiiiiç... yatıyorum" -Burada bir but var. -Evet var. -Neden yemedin? Tilki sakince cevap verir; -"BU GÜN ORUCLUYUM" Kurt kendinden emin; -"Ben yiyeyim o zaman" Tilki "Buyur afiyet olsun" der. Kurt buta uzanır uzanmaz bir patlama, ortalık toz duman, kurt yaralı, hareketsiz, 10 metre uzakta perişan halde yatarken tilki sakince budu yemeye başlar. Bunu gören kurt; -"LAN ŞEREFSiZ HANi ORUÇLUYDUN???" Tilki pişkin pişkin; -"Biraz önce top patladı duymadın mı?"

Radara Yakalandım:)

Gazetemizin dünkü ana sayfasındaki "Teravih namazına Kurtlar Vadisi engeli" başlık beni aldı geçen senelere götürdü.
Geçen senelerin birinde, milli maçımız olduğu için (Şehri ve imamın adını açıklamayacağım) bir grup arkadaş teravih namazına gitmeme kararı almış.
Bunu duyan imam "Aman etmeyin, eylemeyin, namaz daha önemli" dese de gençler, namaz geç biteceği için kılmama kararlarını yinelemiş. Bunun üzerine "Siz yeter ki gelin, söz, hızlı kıldıracağım" demiş imam. Gerçekten de ilk 12 rekat hızlı kılınmış ama nedense sonra bir yavaşlamış, bir yavaşlamış hoca ki sormayın. Maçı kaçıran gençler sormuşlar, neden yavaşladınız diye. "Sormayın radara yakalandım .12. rekatın sonunda selam verirken bir de ne göreyim, müftü arkamda değil mi?" o andan sonra maçı değil de nereye tayin olabileceğimi düşünmeye başladım:)) hakkınızı helal edin gençler

12 Ekim 2007

Bayram Tebriği


Dostluğu, sevgiyi ve geleceği... Aşımızı, ekmeğimizi, soframızı... Hüznümüzü, acımızı, yalnızlığımızı paylaştığımız; birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik ve dostluğumuzu en sıcak şekilde hissedeceğimiz mübarek Ramazan Bayramınızı tebrik eder, mutluluklar dilerim.

18 Eylül 2007

Hayırlı RAMAZANLAR


Bütün islam aleminin Ramazan ayını kutlarım.

4 Ağustos 2007

EĞİTİM Mİ YOKSA ÖĞRETİM Mİ HANGİSİ DAHA ÖNEMLİ ..


(Yazı uzun görünüyor olabilir ama ben okumanızı tavsiye ederim)

YENİ BİR FARK YARATABİLMEK

Okulun ilk gününde 5.nci sınıfın önünde dururken, öğretmen çocuklara bir yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, öğrencilerine baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Ancak bu imkansızdı, çünkü ön sırada oturduğu yerde bir yana kaykılmış ismi Mustafa Yılmaz olan bir erkek çocuk vardı.Bayan Mediha bir yıl önce Mustafayı izlemişti ve diğer çocuklarla iyi oynamadığını, elbiselerinin kirli olduğunu ve sürekli olarak kirli dolaştığını gözlemişti. İlave olarak Mustafa tatsız olabiliyordu. Bu öyle> bir noktaya geldi ki, bayan Mediha onun kağıtlarını büyük bir kırmızı kalemle işaretlemekten, kalın çarpılar yapmaktan ve kağıdın üstüne> büyük " F " (en düşük derece) koymaktan zevk alır oldu.

Bayan Mediha nın okulunda, her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi> gerekiyordu ve Mustafa nın kayıtlarını en sona bıraktı. Ancak, onun hayatını gözden geçirdiğinde, bir sürpriz ile karşılaştı. Mustafa nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:”Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapıyor ve çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok ağlenceli"

İkinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı: "Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor, ama annesinin ölümcül bir hastalığı olduğu için sıkıntı içinde ve evde ki yaşamı mücadele içinde geçiyor.

"Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı: "Mustafa nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve eğer bazı adımlar atılmazsa evde ki yaşamı yakında onu etkileyecek.

" Mustafa nın dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı: "Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor." Bunları okuyunca, Bayan Mediha problemi kavradı ve kendinden utandı. Öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kağıtlara sarılmış hediyeleri getirdiğinde bile çok kötü hissediyordu. Mustafa nın hediyesini alıncaya kadar bu böyle devam etti.Mustafa nın hediyesi bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kağıdı ile beceriksizce sarılmıştı. Bayan Mediha onu diğer hediyelerin ortasında açmaktan acı duydu. Bayan Mediha pakette taşlarından bazıları düşmüş yapma elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkarınca çocuklardan bazıları gülmeye başladı. Ama o bileziğin ne kadar güzel olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi. Bileziği taktı ve parfümü bileklerine sürdü. Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmenine şunu söylemek için kaldı." Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz." Çocuklar gittikten sonra, bayan öğretmen Mediha en az bir saat ağladı. O günden sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı.Bunun yerine, çocukları eğitmeye başladı. Mediha öğretmen, Mustafa ya özel ilgi gösterdi. Onunla çalışırken, zihni canlanmaya başlıyor görünüyordu. Onu daha fazla teşvik ettikçe, daha hızlı karşılık veriyordu. Yılın sonuna kadar Mustafa sınıfta ki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini söylemesine rağmen, Mustafa onun gözdelerinden biri idi.Bir sene sonra, Bayan Mediha kapısının altında Mustafa dan bir not buldu, ona hala tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu. Altı yıl sonra Mustafa dan bir not daha aldı. Liseyi bitirdiğini, sınıfında üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını, sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında kolejden en yüksek derece ile mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı. Yine Bayan Mediha nın tüm yaşamında ki en iyi ve ne favori öğretmen olduğunu yazmıştı. Sonra dört yıl daha geçti ve başka bir mektup geldi. Bu kez fakülte diplomasını aldıktan sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu. Mektup onun hala karşılaştığı en iyi ve en favori öğretmen olduğunu açıklıyordu.Ama simdi ismi biraz daha uzundu.Mektup söyle imzalanmıştı,Prof. Dr. Mustafa Yılmaz ( Tıp Doktoru)Öykü burada bitmiyor. Görüyorsunuz, ortaya çıkan başka bir mektup var. Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu. Babasının birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyordu ve evlenme töreninde Bayan Mediha nın damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu. Şüphesiz Bayan Mediha bunu kabul etti. Ve tahmin edin ne oldu ? Taşları düşmüş olan o bileziği takti. Dahası, Mustafa nın annesinin süründüğü parfümden sürdü. Birbirlerini kucakladılar ve Dr. Mustafa, Bayan Mediha nın kulağına şöyle fısıldadı,"Bana inandığınız için teşekkür ederim, öğretmenim. Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim" Bayan Mediha, gözlerinde yaslarla fısıldadı, söyle dedi,Mustafa, yanlış şeylere sahiptim. Bir fark meydana getirebileceğimi bana öğreten sensin.
Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum".
Birinin Hayatında Bir Fark Oluşturmaya Çalışın. birinin yüreğini ısıtın ,hayatında bir fark oluşturmaya çalışsın.

Yenilik şart!!

Sitemin yeni haliyle yeni tasarımlarımı sizlerin beğenisine sunmaya hazırlanıyorum..sevgilerle

İletişim..

benimle iletişime geçmek istiyenler bu adrese mail atabilirler.tasarimci_msare@hotmail.com
NOT:BU ADRESİ MSN ADRESİ OLARAK KULLANMIYORUM!

19 Temmuz 2007

Kandil Tebriği..

Regaip kandilinizi en içten duygularımla kutlar,tüm islam alemine hayırlara vesile olmasını yüce ALLLAH'tan niyaz ederim...

16 Temmuz 2007

Çok yakında...

Güzel bir yaz gününden herkeze merhabalar...
Tasarımlarımı bekleyen siz değerli ziyaretçilerime inş en yakın zamanda yeni tasarımlarımı sunucağım..
Öncelikle silüet üstünde çalışmalar yaptım 1 haftadır.size yeni tasarımlarımı yeni silüetlerimde sunmak istedim.Tasarımlarım yine avangarde üzerine yoğun olucak.Giyilebilir tarzda yaptıklarımı sitemde yayınlayamıyorum onları inş ileride açıcak olduğum moda evinde görüceksiniz.
Sizler içinde avangarde tasarımları yapıyorum ve umarım beğenirsiniz.Ama giyilebilir tasarımlarımı görmek isterseniz moda evime uğramanız gerekicek 2 yıl sonra inş...

24 Haziran 2007

Sevmek...


"Sevmek"dedim."Yoluna ölmek"dedi."Yol"dedim."Alıp başını gitmek"dedi."Gitmek" dedim.bir "Ahhh!" Çekip dostlardan ayrılmak"dedi."Dost"dedim.Durdu,bana baktı;"Dost"diye mırıldandı,"Yüreğime nasıl koysam bilemediğim!"dedi."Yürek"dedim."Dünyaları içine sığdıramadığım!" dedi."Dünya" dedim."Hayatın bir yüzü" dedi."Yüz" dedim."Ardında ne gizli bilemediğim"dedi."Giz" dedim."Hep çözmeye çalıştığım!" dedi."Çalışmak dedim."Bitmeyecek hikaye!"dedi."Hikaye dedim."Binlercesini içimsde gizliyorum!"dedi."Gizlemek "dedim."İşte herşeyin bitimi!"dedi."Şey"dedim."Sevda"dedi."Sevda"dedim."Peşinden koştuğum!"dedi."Koşmak"dedim."Hayat bir maraton'"dedi."Hayat" dedim."Öyle kısa ki!" dedi."Niçin kısa?"diye sordum."Yaşanacak çok şey var,zaman yok!"dedi."Yaşanması gereken ne var?" diye sordum."AŞK"dedi."Kaç kere?"diye sordum."Bin kere!diye!"dedi,"Milyon kere!""Neden bir kere değil?"diye sordum."Bütün aşkların toplamı, en yüce ve tok aşk!"dedi."Önce ona varsan olmazmı?"diye sordum"Keşke olsa"dedi,"Ama önce yoğrulmak dedi!""Acı çekmek mi?" diye sordum."Evet,aşk acısında yok olmak!"dedi."Yok olunca?"dedim."İşte gerçek aşkı o zaman yaşarsın!"dedi."Gerçek aşk?"dedim."Büyük o!"dedi.Durdum.Durdum.Ve sustum!"Neden sustun?"diye sordu."Yüreğim titredi sanki!"dedim."Neden?"diye sordu."Bilmiyorum!"dedim."Büyük o!" "Evet"dedi,"Büyük o!""nerede?"diye sordum."Her yerde!"dedi."Nasıl?"diye sordum."Yüreğini aç!"dedi."Yüreğimi açmak!"dedim."Bir tebessümle bak herşeye!"dedi."Tebessüm"dedim."Her kapının anahtarı!"dedi."Kapı"dedim."Girmeden bilemezsin!"dedi."Ya korku?"dedim."Bilinmeyenden korkar insan!"dedi."Ben bilmiyorum!"dedim."Neyi?"diye sordu."Ben'i"dedim."Sen kimsin?"diye sordu."Ben kimim?"diye sordum."Sevgiyle beslenensin!"dedi."Kimin sevgisiyle?"diye sordum."Büyük o'nun!"dedi.Durdum,Durdum;Yine sustum."Kimsin?"diye sordum."SEN'im!"dedi.
(genc beyin dergisinden alıntıdır)

2 Haziran 2007

Anadolu üniversitesi final zamanıııı !!!

Bugün Anadolu ünivertisenisin finalleri vardı.Hepimize geçmiş olsun:)
Yarınki sınavımız içinde herkeze başarılar dilerim.kolay gelsin arkadaşlar...
eğer çelıştıysanız pazartesi mutlu ve rahat günler sizin olucak ama eğer çalışmadıysanız bence pazartesi sabahtan çalışmaya başlamalısınız bütünleme için.Büyük ihtimal bende öyle yapıcam:)tatil yok bize sanırım:)
herkeze sevgiler...

11 Mayıs 2007

İlginç Bir Araştırma!

İlginç Bir Araştırma!
Dünya çapında bir anket yapılmış. Sadece bir soru sorulmuş: "Lütfen dünyanın geri kalan kısmındaki yiyecek eksikliğine bir çözüm ile ilgili kişisel görüşünüzü dürüstçe belirtiniz."

Anket büyük bir başarısızlıkla sonuçlanmış.
* Çünkü Afrika´da insanlar "yiyecek" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar.
* Bati Avrupa´da insanlar "eksiklik" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar.
* Doğu Avrupa´daki insanlar "kişisel görüş"ün ne anlama geldiğini bilmiyorlar.
* Orta Doğu´da insanlar "çözüm"ün ne anlama geldiğini bilmiyorlar.
* Güney Amerika´daki insanlar "lütfen" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar.
* İsrail´deki insanlar "dürüstlük" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar.
* Ve Amerika´daki insanlar "dünyanın geri kalan kısmı"nın ne anlama geldiğini bilmiyorlar.

11 Nisan 2007

TASARIM YENİLİK DEMEK ...

Tasarımlarım ve sitem yenilendi..Değerli ziyaretçilerimin beğenisine sunuldu...Daim yeniliklere...

2007 RÜYA 015


Unutulmaz anlara atılan imzalar......

2007 EBYAR 014


Beyaz bir yolculuk....

10 Nisan 2007

2007 Afacan 013



02-14 yaş grubu-serbest çocuk giyim tasarımlarım...

30 Mart 2007

Mevlid Kandiliniz Kutlu Olsun...

Bütün islam aleminin mübarek mevlid kandilini en içten duygularımla kutlarım...
Yüce RABB'im bütün dualarınızı kabul etsin..
Bugün benim hicri doğum günüm:)ismimin anlamı bu geceden geliyor...

21 Mart 2007

Bir Afrikalı tarafından yazılmış...

Sevgili beyaz adam
Doğarım, siyahım
Büyürüm, siyahım
Güneşlenirim, siyahım
Üşürüm, siyahım
Korkarım, siyahım
Hastalanırım, siyahım

Ve sen Beyaz Adam

Doğarsın, pembesin
Büyürsün, beyazsın
Güneşlenirsin, kızarırsın
Üşürsün, morarırsın
Korkarsın, sararırsın
Hastalanırsın, yeşilsin
Ve ölürsün, grisin
Ve hala utanmadan bana renkli dersin

14 Mart 2007

SINAV DUYURUSU!!!!!!

"31/03/2007 cumartesi ve 01/04/2007 pazar "tarihlerinde Anadolu üniversitesi'nin sınavları var!!!!
16 günümüz kalmış bulunmakta..Sınava girecek olan arkadaşlarıma başarılar dilerim..
Hepimize kolay gelsin...

28 Şubat 2007

2007 SAMEHŞER 012



Serbest avangarde tasarımım...Akrep ve Boğa'dan esinlendim...

18 Şubat 2007

Telefonu açarken niye "ALO" deriz?

Telefonda hemen hemen hergün kimbilir kaç kez kullandığımız “Alo” sözcüğü, gerçete bir sevgilinin kısaltılmış adıdır,Sevgilinin tam adı Allessandra Lolita Oswaldo’dur.Bu sevimli genç kız,telefonu icat eden,A.Graham Bell’in sevgilisiydi. Graham Bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti.Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldo’dan başkası olmayacağını bildiğinden Graham Bell, telefonu açar açmaz “Allessandra Lolita Oswaldo”diyordu.Bell, zamanla sevgilisine,adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında onu”Ale Lokos”diye karşıladı.Çalışmaları uzadıkça Graham Bell, sevgilisinin adını dahada kısalttı ve öne iki heceli bir ad buldu.Bu kısa ad”Alo”idi. Allessandra Lolita Oswaldo,geliştirip,tüm kentte yaymaya çalıştığı telefondan başka bir şey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca Graham Bell’i telefonuyla baş başa bırakıp onu terk etti.Yaşlı Bell,sevgilisinin birgün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı.Kentte çekilen hatlarının sayısı da giderek artmaya başlamıştı.Graham Bell’i artık başka kişilerde arıyordu.Fakat o,telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonunu”Alo”diyerek açıyor ve artık herkez “Alo”diyordu.O günlerde hemen herkez telefonu açtıklarında Alexander Graham Bell’in anısına saygı olarak “Alo”demeye başladı.Bugün tümümüzün kullandığı”Alo”sözcüğü işte o günlerden günümüze uzanmaktadır.

11 Şubat 2007

2007 ABŞAR 011


Hazırlamakta olduğum 100 parçalık savaş konuşu koleksiyonumdaki abiye tasarımlarımdan..

9 Şubat 2007

Şubat tatili bitmiştir vatana millete hayırlı olsun:))

ohhhhhh beeeeeee!
Sonunda tatil bittiiiiiiiiiiiiiiiiii:) Ne kadar uzun geçti bu tatil ya...özledim sabahları kalkıp kursa gitmeyi....Bazen çok yoğun oluyordum koleksiyon bi yandan modalistlik bi yandan ama o yoğunluğu bile özledim:)
Sonunda bitti ve 2 gün sonra başlıyorum kursa:))

6 Şubat 2007

Duruma baksanıza!!

Aşağıda anlatılan olay resmi kayıtlardan alınmıştır.. :
Saygıdeğer Hakim Bey..
Saygılarımla size açiklama özgürlügümü kullanarak bazi seyleri bildirmek istiyorum Umarım bu durumu en kısa zamanda açıklığa kavuşturursunuz..
Şu günlerde askerliğe çağırılacağım. Yaşım 24 ve 44 yasında bir dul bayanla evlendim,kendisinin de bir kızı var 25 yasında. Babam ise bu bahsetmis oldugum kizi ile evlendi. Böylelikle Babam, karimin kizi ile evlendigi icin damadim olmuş oldu. Bunun üzerine kızım da üvey annem olmuş oldu babamla evlendigi için.. Hanımımın ve benim gecen sene bir oglumuz oldu. Oglum hanımımın kızının erkek kardesi oldu, ayni zamanda Babamin da enistesi. Birde üveyannemin erkek kardeşi oldugu icin dayı oldu. Anlıyacagınız benim oglum benim dayım oldu.. Babamin esi sene sonunda dünyaya bir erkek cocugu getirdi. O babamın oglu oldugu icin benimde erkek kardeşim, vede kızımın oglu oldugu icin de torunum.Yani ben torunumun erkek kardeşiyim.Ayrica bir Annenin evladinin babası eşi olduguna göre bende eşimin Kızının babasıyım vede kızımın erkek çocugunun erkek kardeşiyim. Kısacasi kendimin büyükbabasıyım..
Sayın Savcı bey sizden ricam beni Askerlik görevimden azl etmenizdir, sizde biliyorsunuz ki kanunlarimizda Baba, Ogul ve Torun ayni zamanda askerlik yapamazlar.. Saygilarimla.. Not: Pskolojik rahatsizliklardan ve (!)Ailedeki dengesizliklerden dolayi bu genc adam askerlikten men edilmistir.. (Dosyasina bu sekilde islenmis..)

2 Şubat 2007

Yağmurun Elleri


Küçücük bir bakışın
Çözer beni kolayca
Kenetlenmiş parmaklar gibi
Sımsıkı kapanmış olsun

Yaprak yaprak açtırırsın
İlk yaz nasıl açtırırsa
İlk gülünü gizem dolu
Hünerli bir dokunuşla

Hiç kimsenin yağmurun bile
Böyle küçük elleri yoktur
Bütün güllerden derin
Bir sesi var gözlerinin

Başedilmez o gergin
Kırılganlığınla senin
Her solukta sonsuzluk
Ve ölüm...

Bariş pirhasan

1 Şubat 2007

DÜŞÜNCELERİNİZİ BENİMLE VE ZİYARETÇİLERİMLE PAYLAŞMAYA NE DERSİNİZ...?

Sitemde bulunan yazılarıma veya tasarımlarıma yorum yazabilir veya benimle ve ziyaretçilerimle düşüncelernizi paylaşabilirsiniz;
her parçanın(tasarım veya yazıların) altında "YORUM" butonu var ona tıklayarak çıkan sayfadan önceden yapılmış olan yorumları ve sağ taraftaki boş kutucuğa istediğiniz yorumu yazabilirsiniz...yorumunuzu yazdıktan sonra altındaki 3 tane seçenekten(1-google/blogger,2-other,3-anonymous) "OTHER"'i seçiceksiniz...Doldurmanız gereken iki tane yer çıkıcak..."NAME"yazan yere isminizi veya nick'inizi yazıcaksınız,"YOUR WEB PAGE" yazan yerede eğer bir site adreiniz varsa onu yazıcaksınız...ve son olarakta altındaki "PUBLISH YOUR COMMENT"butonuna tıklıyacaksınız...Ve bana gelicek yorumunuz ve bende en kısa zamanda onaylıyacağım ve sitemde yayınlanacak...
Şimdiden bütün yorumlarınız için teşekkür ediyorum...

30 Ocak 2007

2007 AHMER 010


Hazırlamakta olduğum 100 parçalık savaş konulu koleksiyonumdaki avangarde tasarımlarımdan....

İkiz kulelerden sağ çıkan Türk'lerin kurtuluş hikayeleri

Terörist saldırıda çöken ikiz kulelerde çalışanların büyük bir bölümü öldü.Kulelerde çalışan Türklerin büyük bir bölümüyse hayatta…Basına yansıyan hikayelere göre Türklerin Kurtuluş sırları şöyle;
En kötüsünü düşündüler;Bina sarsılınca Türklerin akıllarına iki olası geldi;Ya uçak çarptı,yada deprem oldu.ABD’lilerse sistemde patlama oldu diye düşündü.Türk ‘nasıl kurtulurum’u planlarken ABD’li masasında çalışıyordu.
Anonsları dinlemediler; Resmi emirleri ciddiye almayan Türkler,izdihamı engellemek için hopörlerden yayılan “Binayı terk etmeyin”uyarılarına aldırmayıp hemen merdivenlere yöneldi.
Cepler hep açık; Tam bu sırada en ciddi toplantıda bile kapamadıkları, tuvalette dahi yanlarında bulundurdukları cep telefonları çaldı. Dostları”çabuk kaç, binaya uçak çarptı”diye uyardı.
Emniyet şeridini ihlal;Binadan kurtulan bir Türk'e kulak verelim:Amerikalılar merdivenin sağından tek sıra halinde iniyordu.Polise neden solu kullandırmıyorsun? dedim.Yukarı çıkanlara ayırdık dedi.Gülüp tek başıma soldan jet gibi indim.2 dakika sonra bine çöktü.
İşeriyi gördüler: Kurtulan bir Türk kızı anlatıyor,”Binadan çıkınca hemen uzaklaştım.Çünkü deprembe binalar sallantıdan 15-20 dakika sonra çökmüştü.ABD’lilerde binanın önünde telefonla’kurtuldum’diye müjde veriyorlardı.Kuleler çökerken sanırım altında

26 Ocak 2007

Uluslararası İstanbul Moda Fuarları

duyuruuuuu!!!
Arkadaşlar İstanbul moda fuarına çok az kaldı!!!! Umarım bu yılda hep birlikte gideriz....Fuar 8-10 Şubat 2007 tarihleri arasında CNR EXPO İstanbul'da gerçekleştirilecek,igilenenlere duyurulur...Arkadaşlar organizasyonu yapalım:)
NOT:FOTOĞRAF MAKİNALARINIZIDA GETİRMEYİ UNUTMAYIN AMA TABİ CEPTEN HALLEDEBİLİRSENİZ CEP YETERLİ OLUR :))))

23 Ocak 2007

PİERRE LOTİ



Bence İstanbul'da görülmeye değer yerlerden biriside piyarloti...İstanbul'a tepeden farklı bir bakış açısı...Bu arada bu fotoları ben çektim:)
Pierre Loti'nin tarihçesi;Ünlü Fransız romancı Pierre Loti’nin adıyla anılan pierre Loti, İstanbul’un tarihi semtlerinden Eyüp’te bulunuyor. Eyüp, dini mekanları, mezarlıkları, doğal güzellikleriyle önemli ve eski bir yerleşim bölgesi. Eyüp’ten Eminönü’ne kadar tüm Haliç’in tepeden görülebildiği Pierre Loti, yerli ve yabancı turistlerin oldukça ilgi gösterdiği bir yer.
Deniz subayı ve yazar...Ünlü Fransız romancı Pierre Loti, 1850-1923 yılları arasında yaşadı. Gerçek adı Louis Marie Julien Viaud olan yazar aynı zamanda bir deniz subayıydı. 1867 yılındaki Okyanusya seferi sırasında, Büyük Okyanus’ta yetişen bir çiçeğin adı olan Loti takma adını aldı. Mesleği sayesinde Ortadoğu ve Uzakdoğu ülkelerini, kültürlerini görme fırsatı buldu ve yazdığı anı ve romanlarda bu seyahatlerinde edindiği bilgilerden çok faydalandı. Denizcilik öğpreniminin ardından 1881’de yüzbaşı, 1906 yılında da albay rütbesini aldı. İstanbul’u da ziyaret eden Loti, bu şehirden ve Osmanlı kültüründen çok etkilendi ve daha sonra defalarca buraya gelerek uzun süre burada yaşadı. İstanbul’a ikinci gelişinde (1879) o zamanın Osmanlı Dönemi Türkiyesi’ni anlattığı “Aziyadé” adlı romanına adını veren kadınla tanıştı. Loti, bu romanla birçok eleştirmenden olumlu not aldı ve geniş bir kitle tarafından tanınmış oldu. Daha sonra roman yazmaya devam etti ve birçok önemli yapıta imzasını attı. Gözlem yönü kuvvetli olan Pierre Loti, yazılarında oldukça yalın bir dil kullandı ve aşk, ölüm, umutsuzluk gibi öğelere fazlaca yer verdi. Osmanlı kültürüne ve yaşayış biçimine hayranlık duyan yazar Pierre Loti burada saatlerce oturur, insanlarla sohbet ederdi.Divanyolu’ndaki caddeyle birlikte buraya da Pierre Loti’nin adı verildi...

20 Ocak 2007

2007 SAVAŞ 008 - 2007 MATEM 009


Hazırlamakta olduğum 100 parçalık savaş konulu koleksiyonumdaki abiye tasarımlarımdan...

19 Ocak 2007

Dostummm...

Dostum, günese bak, topraga bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma.. Kimin geldigi önemli degil, kimin gelmedigi de… Unutma, yolcu degisir, yol degisir, ama menzil degismez.Yolcuya bakip, yolu tanima.Yola bak, yolcuyu tani, yolcu hakkindaki kiymet hükmünü ona göre ver. Vahim olan, yolun yolcusuz olmasi degil; Asil vahim olan yolcunun yolsuz olmasidir; Yolsuz, hedefsiz, amaçsiz, saskin, hercai ve seyyal…
“En dogru yol : en dikensiz yoldur” diyenler seni aldatiyorlar. Onlar, karanlik evlerinde kaybettiklerini sokak lambasinin altinda arayan saskinlardir. Aldirma…Ayagina batan dikenler, aradigin gülün habercisidir. Dikenine katlanmaktan sözedenler, asikmis gibi davrananlardir. Gerçek asik olanlarsa, dikenini de severler.
Dostum, yollar yürümek içindir. Fakat, su gerçegi de hiç unutma : Yürümekle varilmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir. Yol boyunca; Yola çikip da yürümeyenleri, yola oturup, gelen-geçenin ayagina çelme takanlari, yolda metafizik uyusturucularla keyif çatanlari, telörgülerle çevirdigi yolu, kendisine zindan edip volta atanlari, maratona 100 metre kosucusu gibi hizli girip, 50. metrede yola yatanlari, yürüyüsün uzun ve yolun zahmetli oldugunu görünce, yolculuk üzerine zar atanlari , yürümeyi birakip, yol-yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanlari, ayagina batan tek bir dikenin faturasini çikarip, ömür boyu tafra satanlari, beyaz atli kurtariciyi gözlemek için ufka bakip bakip dagitanlari, yanlis kilavuzlara kizip yolu satanlari göreceksin. Aldirma, yürü. Gögsüne yüreginden baska muska takma. Vahiy haritan, Nebi kilavuzun, akil pusulan, iman sermayen, amel azigin, sevgi yakitin, ahlak karakterin, edep aksesuarin , merhamet sifatin, seref ve izzet adin olsun.
Dogru yol : insanlarin çogunun gittigi yol degil, düsünen öz akil sahiplerinin yoludur. Yolda verecegin her molayi özelestiri duraginda vermelisin. Unutma, tevbe özelestiridir. Kendisini hesaba çeken, baskalarinca hesaba çekilmekten kurtulur. Her molada yolda olup olmadigini, yürümen gereken menzil istikametinde yürüyüp yürümedigini kontrol etmen, pisman olmaman için elzemdir. Yön tayini sik sik gerekli olabilir. Haritayi saklayabilecegin en güvenilir yerin yüregindir. Bir sey daha : Pusulayi sahte manyetik alanlardan, paraziter nesnelerden uzak tut; Ibreyi saptirirlar da haberin olmayabilir. Yol emniyetin için gerekli olan sartlarin basinda bilinç gelir. Bilincini tahrif edecek her türlü uyusturucudan uzak durmalisin. Hobilerinin, fobilerinin, korkularinin bilincin üzerindeki saptirici etkisini iyi hesap etmelisin. O’ndan baskasindan korkarsan , korktugunun basina musallat edilecegini kesinlikle bilmelisin. Yolda düsecegin en büyük tuzak, yersiz korkularinin tuzagidir; Yani, kendi benliginin sana kazdigi tuzak. Hayirli yolculuklar dostum.

17 Ocak 2007

Değişim zamanı....

Sitemi değiştirdim....Bu şekli daha çok hoşuma gittiği için sitemi değişitirdim umarım sizlerde bu şeklini beğenirsiniz....

Vücut tipinize göre giyinin

İster Toplu, İster Hamile, İster Minyon Olun, Size Uygun Bir Stil Mutlaka Var. İşte Farklı Vücut Şekillerine Uygun Giyim Önerileri...
*Kıvrımlı bir vücuda sahipseniz; Toplu kadınlar genellikle bol giysiler ve gösterişsiz renklerle vücutlarını saklamak eğilimindedir. Ancak bunun yerine üzerinize oturan, göğüs ve kalçalarınızı saran giysileri tercih etmekte fayda var. Vücudunuz kıvrımlıysa, sezonun trendleri tam size göre.
*Armut modeliyseniz; Armut olarak tanımlanan vücut şekli, gerek Beyoncé, gerekse Jennifer Lopez sayesinde beğeni toplayan bir vücut tipi ve üstü ince ama basen ve poposu olan kadınları tarif etmekte kullanılıyor. Armut vücut şekline sahipseniz, kabarık eteklerden ziyade, üzerinize oturan ve düz inen etekleri tercih edin, özellikle çok yüksek topuklu çizme ve ayakkabılarla. Göğsünüzü ortaya çıkarmak için korse tipi üstler, oturuk ceketler veya önü açık bırakılmış bir bluzun içine giyeceğiniz balkonet tarzı sutyenler giyebilirsiniz. Evaze eteklerle boyundan bağlı elbiseler, yaz akşamları ve düğün gibi olaylar için yerinde bir seçim olacaktır. Ama fazla parıltılı kumaşlardan uzak durmakta fayda var, zira bunlara ışığı yansıtarak kıvrımlarınıza fazladan dikkat çeker.
*Uzun ve inceyseniz; Bu vücut tipine sahip kadınlar hemen her şeyi giyebilirler. Üstte taşınması zor pek çok trend, bu vücut tipinde harika durur. Bu nedenle maceracı olup, değişik kombinasyonları rahatlıkla deneyebilirsiniz. Mesela sezonun dar jean’leri, aşırı cafcaflı baskılar ve üste yapışan jarse elbiseleri tam size göre. Peki nelerden kaçınmanız gerekiyor? Eğer göğsünüz küçükse, düşük kesimli üstlerden uzak duruyorsunuz. Ayrıca baldır hizasında biten kısa paçalı pantolonlar ve dirseğin biraz altında biten kol boyuna da dikkat. Bunlar çok kısaymışsınız gibi bir etki yaratabilir.
*Minyonsanız; Bu tip bir vücuda sahip olanlar için en önemli şey, giysilerinizin üzerinize oturmasıdır. Tek renk giyinmek ve koyu renkleri seçmek modern bir görünüm ve bütünlük sağlar. Minyonlara en çok kısa etekler yakışır. Bu nedenle bacakları ortaya çıkarmanın zamanı. Uygun çoraplar ve ayakkabılar boyunuzun da daha uzun görünmesini sağlar. Farklı renk ve tarzları bir arada kullanmak dikkati böleceğinden, sade modeller, tepeden tırnağa tek bir renk kullanımı ihtiyacınız olan bütünlüğü sağlar.

14 Ocak 2007

2007 TUHFE 007


Hazırlamakta olduğum 100 Parçalık savaş konulu koleksiyonumdaki abiye tasarımlarımdan...

7 Ocak 2007

İskoçyalının Dönüşü...

Fransızca “İskoç” anlamına gelen ekose, moda tarihinin klasik desenlerinin içinde yer alıyor. Ekoseyi İskoç erkeklerinin geleneksel giysisi olan pilili etekler yani ‘kilt’ler ile tanımış olsak da İngiltere ve İrlanda’da ekoseyi ilk kullanma konusunda oldukça iddialı.
‘Kilt’ler dağlarda yaşayan İskoç erkeklerinin geceleri soğuktan ve yağışlardan korunmak amacıyla kullandıkları ekose battaniyelerini gündüzleri bellerine sararak giysi ihtiyacını karşılamaları sonrasında ortaya çıkmış bir tür geleneksel kıyafet olma özelliğini taşıyor. Yeşil, kırmızı, siyah ve mavi renklerin kullandığı birbirinden farklı ekose türleri de aslında İskoçya’daki klanları temsil ediyor. Her klana ait bir renk ve ekose deseninin olması yaşadıkları coğrafyanın özelliğini de yansıtıyor. Günümüzde koleksiyonlara ilham veren kiltler birçok enteresan tartışmalara da konu oldu.
Geçtiğimiz yıllarda AB’nin resmî istatistik kuruluşu Eurostat, üye ülkeler arasında araştırma yapmak için sınıflandırdığı giysilerin bayana kıyafetleri bölümünde kiltlerin olması İskoçya’nın ayağa kalkmasına neden olmuştu. Tabii ki bunun sonucunda AB yetkilileri geri adım atmak zorunda kaldı ve kiltleri erkek giysisi olarak kabul etti. Ya ülkemizde neler olmuyor ki bu konuda? Erkekleri aşağılamak için kullanılan bir söylem olan “erkeklere etek giydirme “ meselesi var. Oysaki İskoçya’da erkeklerin kilt giymesi daha da erkek olduklarının göstergesi olarak kabul görüyor.
Şimdilerde ise moda dünyası kilti bayanlara feminen stil ile harmanlayıp sunuyor. 70’lerin kesimlerini günümüz anlayışı ile birleştiren ekose desenler 2006-07 sonbahar/kış sezonunda tüm koleksiyonlarda kullanıldı. Kısa pilili eteklerden A kesim eteklere, bedene oturan fit takımlardan önden düğmeli elbiselere, kruvaze kuşaklı trençkotlardan pelerinlere, pilili eteklerden kaşe kabanlara kadar her parçada farklı bir ekoseyi görmek mümkün.
Moda dünyasında koyu mor, sonbahar yeşilleri, bej ve kahverengi tonları, griler ve hayalperest pembeler ekoselere tekrar hayat verdi. Ekosenin klasikleşmiş lüks markası Burberry’de görmeye alıştığımız ekose, hem ciddi iş giysileri hem de çocuksu yumuşak stillerde karşımıza çıkıyor. Her tarz giyim anlayışı ile uyumlu ekoseler, klasik tasarımlarda olduğu kadar spor tasarımlarda da ilgi çekici görünüyor. Yumuşak ve ince dokulu kumaşlarda adeta erkeksi takımlar gibi duran ve bedeni saran üçlü bayan takımları ekoseye yeni soluk kazandırıyor. Yoğunluktan uzak, oldukça sade, aristokrat bir duruş ile tasarlanan ekose kıyafetler günün her saatinde kullanılabilir modern şıklığı yansıtıyor. Marc Jacobs’un, Louis Vuitton için hazırladığı koleksiyonda, Belçikalı tasarımcı Dries Van Noten, tasarımlarında her dönem ekoselere yer veren Vivien Westwood, Alexander McQueen, Ralph Lauren, genç tasarımcı David Dixon ve Paul Smith and John Galliano gibi birçok tasarımcı ekoseyi kendi stilleri ile birleştirerek kullandılar.
Trendlerin yalın ama sadelikle gelen lüksü simgeleyen formlar ile birleştiğini söylemeden edemeyeceğim. Princedegalla yani çok büyük kareli takım elbise kumaşlarının kullanıldığı kısa pantolonlar, kısa klasik ceket veya montlar, uzun trençkotlar sezona damgasını vuran parçalar arasında şapkalar, şallar, kabanlar, pelerinler, elbiseler, başörtüleri ve aksesuarları görmek mümkün.
Şık olduğu kadar sevimlilikleriyle de ilgi odağı olan ekose giysilerde pilili etekler balıkçı yaka kaşmir kazaklar ile tamamlanırken; takımlar bebe yakalı ya da hâkim yakalı patlı kırışık gömlekler ile kullanılabilir. Boru paça pantolonlar ile kullanılan uzun kalın örgü hırkalar ise günlük giyim anlayışınıza zarif şıklık kazandırıyor. Ekose etekler ve fit takımlar ile kullanılabilecek dolgu topuklu uzun rugan çizmeler ise giyimdeki seçici zevkinizi ortaya koyacaktır. Zincir aksesuarlar ile tamamlanan stilde net çizgilerden uzaklaşmamak asil görünümün püf noktası. Ekose kıyafetlerde mümkün oldukça soluk renklerin, diğer tamamlayıcı parçalarda (gömlek, kazak, şal, başörtüsü) ise geniş renk yelpazesine sahip canlı kış tonları tercih edilebilir.
Daha çocuksu stil benimseyenler de unutulmamış. Aynen İskoç geleneklerindeki gibi diz altı çoraplar pilili etekler ile kullanılabilecek. Okul gömlekleri ve süveterleri de bu tarzın belirleyici parçalarından. Sadece lisede giyilebileceğini düşündüğümüz bu stil pek çok hanımın eskiye özlemini giderecekmiş gibi görünüyor.
Ekose pek tabii olarak yalnızca bayan giysilerinde kullanılmadı. Erkeklerde de fit duran üçlü takımlarda, trençkotlarda, ekoseyi sık görmek mümkün. Daha dinamik bir duruş için temiz denim pantolon, balıkçı yaka kazak ve ekose ceket kullanılabilir. İş yaşamında klasik giyimden hoşlanan beylere ekose ceket, fular, düz renk, boru paça pantolon birleşimini denemelerini öneriyorum. İddialı ekose dar kalıp pantolonlar ile kullanılabilecek kalın örgü hırkalar ise kendini özgür hissetmek isteyen beylerin şıklığına şıklık katacaktır. Ekoseyi kadife ile birleştiren kombinasyonlar ile de soğuk kış günlerini sıcacık ve nostaljik geçirmenize yardımcı olabilir.
2006-07 sonbahar/kış sezonu biraz nostalji, biraz genç dinamik ruh, biraz da klasik bir tarz ama her şeyden önemlisi asil ve sofistike. Özet olarak ekose doğru kullanıldığı takdirde geleneksel ile modernin sentezlendiği lüks etkisi yaratan bir stil. r.yazici@zaman.com.tr
Ekose kullanımında püf noktalar :
*Şişman olanlar canlı renklere sahip ekoselerden uzak durmalı.
*Çok zayıf hanımlar çok uzun ve dar eteklerden sakınmalı.
*Göbek sorunu olanlar büyük ekoseli ceketleri değil küçük ekoselileri tercih etmeli.
*Basen problemi yaşayan hanımlar “A” kesim verevden hazırlanmış etekleri tercih etmeli.
*Kısa etekler için büyük ekoseli soluk renkler, uzun etekler için küçük ekoseli canlı renkler tercih edilebilir.
*Çok zayıf beyler iddialı ekose pantolonları tercih edebilir.
*Üçlü klasik takımlarda çok canlı renklerde astarlar kullanılabilir.

6 Ocak 2007

2007 Asi 006


Kravatın ortaya çıkışı....


Takılar hariç üzerimizdeki her giysinin bir fonksiyonu vardır.Peki kravatın boğazı sıkmaktan başka fonksiyonu nedir?Her iki yakayı bir araya getirmekse düğme o işi görüyor.Düğmeleri örtüp giysimizi güzel ve renkli kılmaksa kadınlar niye takmıyor?Pek de kravat sever bir millet olmadığımız açıktır ama ister inannın, ister inanmayın kravatın ortaya çıkışında Türkler'in de rolü vardır.
1660'da Osmanlılar Avusturya ordusuna yenilince o zamanlar Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sınırları içinde olan Hırvatistan'dan (Croatio) bir alay asker zaferin kahramanları olarak Paris'e götürüldüler ve kralın huzuruna çıkarıldılar.Bu askerler boğazlarına renkli mendiller takmışlardır.Bu mendiller Romalılar devrinde hatiplerin, ses tellerini sıcak tutmak için sardıkları mendillere benziyordu.Kral çok beğendi ve kendiside krallık kravatları takan bir alay kurdu.Kravat kelimeside Hırvat anlamındaki 'croat'tan türedi.
Çok geçmeden bu moda İngiltere'ye sıçradı.Hiçbir centilmen boğazına birşey sarmadan kendini iyi giyinmiş hissetmiyordu.Kravat o zamanlar o kadar yüksek bağlanırdı ki insanlar vücudunu döndürmeden etrafa bakamıyorlardı, ama hiç olmazsa bir faydası vardı.Kılıç darbelerine karşı boyunu koruyordu.
Kravat çeşitli şekillerde yüzyıllarce yerini korudu, yüzden fazla değişik bağlama şekli geliştirildi.Bağlama şakilleri üzerine kitaplar yazıldı.1960 gençliğinin düzene baş kaldırması sırasında biraz gözden düştü ama 1970'li yıllardan başlayarak popülaritesi yine arttı.Tabii ki patronlar karavat takınca çalışanlarada başka seçenek kalmıyordu.
Kravatlar erkeklerin elbise dolaplarının en kolay yıpranabilir aksesuarlarıdır.Genellikle erkekler kravatı düğümünün bir tarafından, ince ucunu çekerek çıkarırlar.Halbuki doğru yol kravatı bağlarken hangi hareketi yaptıysanız sökerkende ters sıra ile aynısını yapmanızdır.
Kravatı çıkarttıktan sonra her iki ucunu birleştirip iki kat yapmanız, parmağınızın üzerinde bir kemer gibi sarmanız, parmağınızı içinden çektikten sonra bütün gece o şekilde muhafaza etmeniz uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor.Eğer söz konusu olan ipek kravat ise sabahleyin hemen askıya asmanız gerekiyor, bu şekilde içindeki fiberler orjinal şekillerine gelecektir.Son bir uyarı:Üzerinde leke olsa bile ipek kravatları kuru temizlemeye göndermeyin, deforme olabilirler, mümkün olduğunca kendiniz temizlemeye çalışın buda bir sonuç vermezse dikişlerini söküp mendil olarak kullanabilirsiniz:))
NOT:Kravat bayan giyiminde 2006-2007 sonbahar-kış modasının vazgeçilmezi arasında...Eğer sizde maskülen bir hava yaratmak istiyorsanız, bu senenin trendleri arasında olan yelek-kravat ikilisini kullanabilirsiniz...

3 Ocak 2007

100 parçalık koleksiyon hazırlıyorum...

Herkeze merhabalar...
Sitem için yine özel tasarımlar yapıp koymak istiyorum ama bu aralar oldukça yoğun olduğum için yapamıyorum:(
Konusu savaş olan 100 parçalık bir koleksiyon hazırlıyorum,ve bunu sizlerle paylaşmak istediğim için inş. en kısa zamanda siteme bu tasarımlarımdan birazını koymayı planlıyorum.
Beğenmeniz dileğiyle......

1 Ocak 2007

Artık ziyaretçi defteri kullanıma açık

Siteme genel yorumlarınız için ''ziyaretçi defteri'' adı altında yeni bi kategori açtım ve ''hakkımda''kotegorisine yazmış olduğunuz yorumlarınızı buraya aktartım.Siteme göstermiş oldugunuz ilgiden dolayı sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum...

Ziyaretçi defteri

Sitem hakkında düşünceleriniz...

Kardeşlik bu işte...